Kanser ve Fiziksel Aktivite



Kanser, en basit tabirle, vücudun belli bir bölgesindeki kanserli hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü ve çoğaldığı durumdur. Kanserli hücreler geliştiği bölgedeki sağlıklı dokuları ve organları tahrip edip, yok edebilir. Her biri farklı sonuçlara sebep olabilen 200’den fazla kanser türü bulunmaktadır.

Hem çocukluk hem de yetişkin kanser hastalarında fiziksel uygunlukta azalma bildirilmiştir. Kanser hastalığından kurtulanlar tedaviyi takiben olumsuz sağlık ve psikososyal etkiler yönünden risk altındadır. Kanser hastalığının ötesinde yetersiz fiziksel aktivite dünya çapında önde gelen ölüm risk faktörleri arasındadır. 

Fiziksel aktivite ile beraber hastalar önlenebilir risk faktörlerini kontrol edebilir. Tedavi sırasında fiziksel inaktivite ile azalan kemik mineral yoğunluğu, kas kitle kaybı, artmış BKİ (beden kitle indeksi) ve bozulmuş motor performans, hem tedavi hem de tedavi sonrasında egzersiz ve aktivitenin önemini arttırmaktadır. Sistematik bir derlemede, egzersiz ve fiziksel aktivitenin kanser hastalarında sağlıkla ilgili yaşam kalitesinde anlamlı bir pozitif etkiye sahip olduğu bildirilmiştir.

Fiziksel Aktivitenin Kanserli Hastalar İçin Faydaları

Fiziksel aktivite sadece kanser sonrası dönem için değil, ayrıca tedavinin kendisine ve ikincil olumsuz yan etkilerine yardımcı olmak için faydalıdır. Yorgunluk, kötü ruh hali ve stres, genel kondisyon kaybı gibi hem fiziksel hem de psikososyal faktörler üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Lenfödem tedavisi ve bazı kanser cerrahileri sonrası fizyoterapi programları uygulanmalıdır. Ayrıca; sağlıklı vücut ağırlığını korumak, trombosit adezyonunu azaltan anti-trombotik etki, gelişmiş endotel fonksiyonu, artan HDL kolesterol, kalp hastalığı, diyabet, osteoporoz ve hipertansiyon gibi hastalıkların risk faktörlerinin azalması egzersizin diğer yararlarıdır. 

Kanseri Önleyici Bir Yöntem Olarak Fiziksel Aktivite 

Fiziksel aktivite; meme, kolon, rahim ve prostat dahil bir çok kanser riskinin azalmasıyla ilişkili olmakla beraber kilo kontrolü sağlayarak kilo alımı ile ilişkili kanser türlerinin oluşma riskini azaltır. Ayrıca kanser hastalığının tekrar oluşma riskini de azalttığı belirtilmiştir.

Çevresel faktörler ve yaşam tarzı düzenlemeleri kanserin önlenmesi için en uygun uzun vadeli stratejidir. Fiziksel olarak aktif bireylerde kolon, meme ve rahim kanser riskinin %25-50 oranında azaldığı gösterilmiştir. Kanserden korunmak için haftada en az 4-5 saat orta derece fiziksel aktivite gereklidir. Sağlıklı genç erişkinlerde yüksek şiddetli fiziksel aktivite önerilmektedir. Bu durum muhtemelen fiziksel aktivitenin insülin direncine, cinsiyet hormonlarına ve metabolik hormon seviyelerine, inflamasyona ve immün sisteme olan etkisinden kaynaklanmaktadır. 

Amerikan Kanser Derneği (ACS) ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM) kanser tanısı almış veya kanserden kurtulmuş bireylerde özellikle ağrı ve yorgunluk semptomlarıyla baş etmek için bir dizi fiziksel aktivite önerileri sunmuştur.  Tüm hastaların teşhisten hemen sonra mümkün olan en kısa sürede normal günlük aktivitelerine dönmeli ve hareketsizlikten kaçınmalıdır. Haftada en az 150 dakika orta veya 75 dakika şiddetli aerobik egzersiz yapmaları ve haftada en az 2 defa dirençli kuvvetlendirme egzersizleri yapmaları önerilmektedir. Yetişkinler esnekliği arttırmak için özellikle ana kas grupları için germe egzersizleri yapmalıdır. Daha yaşlı bireylerde denge egzersizleri egzersiz reçetesine dahil edilmelidir. 

Egzersiz, yaşamı tehdit eden kanser hastaları da dahil, tedavi sırasında ve sonrasında güvenlidir. Egzersizin kanıtlanmış faydalarına rağmen, egzersiz yapan birçok kanser hastasında fiziksel aktivite seviyelerinin düştüğü bildirilmiştir. Bu duruma hem fiziksel hem de psikolojik faktörler sebep olmaktadır. Yorgunluk ve ağrı gibi kanser tedavisiyle ilişkili fiziksel engellerin yanı sıra, motivasyon kaybı, korku ve bunalmış hissetme hali gibi psikolojik sebepler bu duruma neden olabileği bildirilmiştir. Hastaların baskılanmış bağışıklık sistemlerinden kaynaklı yüksek enfeksiyon riski hastaların fiziksel olarak aktif olmalarını etkilemektedir. Ayrıca kanser hastalarının trombosit ve hemoglobin seviyelerinin egzersiz programı öncesi ölçülmesi gereklidir. 

Yapılan çalışmalarda kanser hastalarında egzersiz tedavisinin herhangi bir kontraendikasyonunun olmadığı bununla beraber hastaların egzersiz için teşvik edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sadece Broviac gibi kemoterapi için implante edilmiş hastalarda su içi aktiviteler kontaendike olabilir. 

Bazı kanser türlerinde egzersiz programı oluştururken bazı durumlar göz önünde tutulmalıdır;
Kemik Kanseri veya osteosarkom hastaları kemik kırıkları açısından daha yüksek risk altındadır. Yüzme ve yoga gibi düşük riskli egzersiz tipleri bu grup hastalar için daha uygun olabilir.
Kemoterapiye bağlı olarak ellerde veya ayaklarda duyu değişiklikleri veya duyu kaybı ortaya çıkabilir. Bu nedenle hastalar yaralanma ve düşme riski konusunda değerlendirilmelidir. Sabit bisiklet aktivitesi koşma ve yürüme egzersizleri yerine bu grup hastalarda iyi bir alternatif olabilir.
Meme kanseri sonrası rezeksiyon ameliyatlarını takiben hafif EHA egzersizleri ile başlanmalı ve agresif üst ekstremite kuvvetlendirme egzersizlerinden kaçınılmalıdır. 
Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda yüksek enfeksiyon riski sebebiyle halka açık spor salonlarında ve yüzme havuzlarında egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır.

Hazırlayan: Uzm. Fzt. Nuri Sengir

Referans
Physical Activity in Cancer
The American Cancer Society has comprehensive information on their website about Physical Activity and the Cancer Patient

Daha fazla oku: Egzersiz ve Kanser: Sağlıklı mı terapatik mi?

Özet

Kanser, en basit tabirle, vücudun belli bir bölgesindeki kanserli hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü ve çoğaldığı durumdur. Fiziksel aktivite sadece kanser sonrası değil tedavinin kendisine ve olumsuz yan etkilerine yardımcı olmak için oldukça faydalıdır.