Kansere Bağlı Yorgunluk



Ulusal Kapsamlı Kanser Ağı, kansere bağlı yorgunluğu, yapılan aktiviteyle orantılı olmayan, kanserle veya kanser tedavisi ile ilgili, devamlı, fiziksel, duygusal veya bilişsel bitkinlik hissi olarak tanımlar. 

Radyasyon tedavisi fibrozise, nörolojik zayıflıklara ve yorgunluk halinin kötüleşmesine neden olabilir. Kemoterapi de benzer şekilde yorgunluğu şiddetlendirebilir. Çeşitli kemoterapötik ajanlar bilişsel, renal, pulmoner, kardiyak ve nörolojik işlevi bozma kapasitesine sahiptir. Kanserle ilişkili semptomları ve ağrıyı yönetmek için kullanılan farmakolojik ajanlar, nörolojik, gastrointestinal ve üriner fonksiyonları olumsuz etkileyebilir ve ayrıca periferal ödemi ve kansere bağlı yorgunluğu şiddetlendirebilir. Kanser hastaları genel olarak egzersize bağlı yaygın komplikasyonlara daha duyarlıdır.

Aşırı agresif aerobik kondisyon veya güçlendirme programları, yorgunluk halini kötüleştirebilir. Alışılmadık efor, kemoterapi nedenli elektrolit ve sıvı dengesizliklerini şiddetlendirebilir. Kanser hastaları için tedavi rejimleri buna göre uyarlanmalı ve incelenmelidir.

Orta seviyede egzersiz yoğunluğu (örneğin, maksimum oksijen tüketimi %60 olan haftada 5 gün yapılan gibi) tedavi hangi aşamasında olunduğundan bağımsız olarak hastalar tarafından iyi tolere edilir ve yeterlidir. Yapılan çalışmaların çoğunda ev temelli egzersiz yaklaşımları kullanılmıştır ve bu egzersizlerin devamlılık konusunda uzun vadede etkili olabileceği düşünülmüştür. Esnek egzersiz programlarının özellikle bir danışmanlık ile desteklendiğinde oldukça etkili olduğu kanıtlanmıştır ve spesifik egzersiz önerileri içermeyen bir program verilmelidir.

Egzersizin yanı sıra, faydalı yaklaşım olarak aktivite-stres yönetimi, farkındalık eğitimi, problem çözme eğitimi ve bilişsel-davranışçı terapi gibi psiko-eğitimsel müdahalelerin de kansere bağlı yorgunluğu önemli ölçüde azaltabildiği görülmüştür. Ancak bu tedaviler kanserin ileri evrelerinde daha az etkili olabilir.

Egzersiz programının yoğunluğu, kişinin fiziksel düzeylerine, kanser tedavisinin yoğunluğuna ve kanser tedavisinin aşamasına bağlıdır. Hasta tedavi görürken çoğu çalışma, yoğunluğun kalp atış hızı aralığının alt ucuna düşürülmesini önermektedir. Aktif kemoterapi veya radyasyon tedavisi tamamlandıktan sonra, program kalp atış hızı aralığının üst ucuna doğru ilerletilebilir. Egzersiz yoğunluğu için tedaviyle ilişkili günlük laboratuvar değerleri ve yorgunluğa sebep olan düzeyler de hesaba katmalıdır. 

Aerobik aktiviteler sırasında kanser hastaları veya kanser atlatan insanlar için önerilen egzersiz yoğunluğu, maksimum kalp atış hızı oranının yüzde 60-90'ı veya kalp atış hızı rezervinin yüzde 40-85'idir. Kalp atış hızı, VO2max ile yakın korelasyon nedeniyle egzersiz yoğunluğunu izlemek için bir kılavuz olarak kullanılmaktadır. En basit ve en sık kullanılan kalp atış hızı değerlendirmesi, maksimum kalp atış hızı oranı ile hesaplanır. Bunun yanında kalp atış hızı rezervi de kullanılabilir.

Maksimum Kalp Atış Hızı Oranı= 220-yaş
Kalp Atış Hızı Reservi= [(Maksimum KAH-Dinlenim KAH)*Egzersiz Yoğunluğunun Yüzdesi]+ Dinlenim KAH

Kanser Hastaları İçin Egzersiz Seansının Bölümleri
Isınma periyodu: Isınma, dinlenim halinden egzersize geçişi kolaylaştırır ve eklem hareket açıklığını arttırarak kas-iskelet sistemi hasarı riskini azaltabilir. Egzersiz seansları, hafif germe egzersizleri içeren 5-10 dakikalık düşük yoğunluklu bir ısınma periyodu ile başlamalıdır.

Aerobik egzersizler: Aerobik eğitim, %50-90 maksimum KAH veya %40-85 KAH rezervinde 30-60 dakikalık sürekli veya aralıklı aerobik aktiviteyi içerir.

Direnç egzersizleri: Bir seferde kaldırabileceği maksimum yükün (1RM) %50-80 oranında yapılabilir. Egzersizler, üst ve alt uzuvların ve gövdenin ana fonksiyonel kaslarını hedeflemelidir. Tekrar sayısı 6 ile başlayabilir sonrasında kişinin durumuna göre 12 ye kadar arttırılabilir. Yük veya direnç arttırıldığında, tekrarların ve setlerin sayısını azaltılmalıdır. 

Esneklik egzersizleri: Esneklik (hareket açıklığı) egzersizleri, 15-30 saniye esneme süresinde kas grubu başına 2-4 set egzersiz yapmayı içerir.
Soğuma periyodu: Soğuma, kalp atış hızı ve kan basıncının uygun kan basıncının dinlenme değerlerine yakın uygun şekilde ayarlanmasını sağlar, egzersiz sonrası potansiyel hipotansiyonu azaltır ve laktik asidin vücuttan uzaklaştırılmasını destekler.

Amerikan Spor Hekimleri Derneği kanserli hastaların yorgunluk derecelerine uygun olarak haftada üç ila beş kez, 20 ila 30 dakika arası egzersiz yapmasını önermektedir. Herhangi bir egzersiz reçetesi için, özellikle bir egzersiz planı ile tedavi planı arasında uyum sağlamak için onkolog ile görüşülmelidir. Onkolog, tıbbi onay vermekten ve olası komplikasyonları belirtmekten sorumludur. Olası komplikasyonlara örnek verilecek olursa, kişinin vücut sıcaklığı yaklaşık 38,5 C’yi geçmişse o sırada egzersize devam edilmemelidir.

Bunların dışında, kişinin hareketliliğini artırmak için bastonlar, koltuk değnekleri ve yürüteçler gibi uyarlanabilir araçlar kullanılabilir; uzun saplı ayakkabı çekeceği veya yakalama çubuğu gibi uyarlanabilir eşyalar kişisel bakım faaliyetlerini daha bağımsız hale getirebilir. Günlük yaşam aktivitelerinde hareketliliği ve performansı artırıcı müdahaleler, son dönem kanser hastalarına bile fayda sağlar.

Hazırlayan: Ayşe Demirtaş

Referans
CCWA, C. council western A. Guidelines for implementing exercise programs for cancer patients. Cancerwa.Asn.Au. http://www.cancerwa.asn.au/resources/2009-11-26-exercise-guidelines-manual.pdf%5Cnpapers2://publication/uuid/C4E1A45D-72B4-4333-9ADD-D9B3C4E2A93C

Daha fazla oku: Egzersiz ve Kanser: Sağlıklı mı terapatik mi?

Özet

Ulusal Kapsamlı Kanser Ağı, kansere bağlı yorgunluğu, yapılan aktiviteyle orantılı olmayan, kanserle veya kanser tedavisi ile ilgili, devamlı, fiziksel, duygusal veya bilişsel bitkinlik hissi olarak tanımlar. Bu blog yazısında kansere bağlı yorgunluk,kanser hastaları için egzersiz seanslarının planlaması ele alınmıştır.