Omuzun Kalsifik Tendinopatisi

Omuzun kalsifik tendinopatisi, çoğunlukla rotatör cuff kaslarında olmak üzere tendonlarda kalsiyumun birikmesi nedeniyle akut veya kronik ağrılı bir durumdur. Özellikle supraspinatus ve infraspinatus tendonlarında kalsiyum hidroksiapatit kristallerinin birikmesinden kaynaklanır.
Kalsifik tendinopati erişkinlerin %2,5 ila %7,5’ inde, özellikle kadınlarda (olguların %70’ i kadın) ve genellikle 40 ila 60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Ancak, bu hastalığın insidansı baş üstü aktivite yapan sporcularda ve üst ekstremitesi aktif ağır iş yapan bireylerde daha yüksek değildir. 
Omuzun kalsifik tendinopatisi ilk olarak 1872 yılında Simon Duplay tarafından tanımlanmıştır. 1934 yılında Codman, başlangıçta subakromiyal bursa içinde olduğu düşünülen kalsifik birikimlerin aslında tendonların içinde veya yakınında geliştiğini fark etmiştir. Yapılan başka bir çalışmada olguların %35’ inde patoloji asemtomatikti ve %51 olguda supraspinatus tendon tutulumu saptanmıştır. 
Daha sonra yapılan çalışmalarda olguların %80’inde supraspinatus, %15’inde infraspinatus ve %5’inde de subskapularis tutulumu gözlemlenmiştir. 
Hastalığın etiyolojisi hala belirsizdir. Olası sebepler olarak hipovaskülarizasyon, kompresyon, metabolik faktörler, mezodermal kusurlar, lokal dejeneratif ve proliferatif değişiklikler gösterilmektedir. 

Karakteristik Özellikler 

 
Kalsifik tendinitli hastalarda semtomlar genellikle sabahları kendiliğinden ortaya çıkan şiddetli ağrıyla karakterizedir. Belirtiler birkaç gün sürebilir veya kronikleşebilir. Hastalığın prognozu değişkendir. Donmuş omuz benzeri klinik bir tablo ile hastalar karşımıza çıkabilir. Genellikle bisipital oluğun yakınında ön omuz ağrısı veya spina skapulanın alt bölgesinde lokalize ağrı ile kendini gösterebilir. Trapez ve rhomboid kas kısalıkları tabloya eşlik edebilir. 
 

  

 

Değerlendirme

 
Kalsifik tendinopati kesin tanısı için görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Çoğunlukla XR veya ultrason tanı koymada yeterli olmaktadır. Bu bölgenin görüntülenmesi sırasında rotatör cuff kas yırtığı gibi eşlik eden diğer yumuşak doku yaralanmaları da göz önünde tutulmalıdır. 
Tüm vakaların %20 ila %46’sı çift taraflıdır. Bu nedenle değerlendirmelerin çift taraflı yapılması önerilmektedir. Ayrıca vakaların %35’inin asemtomatik olması bu durumu destekler.
Kalsifik tendinopatiyi teşhis etmenin tek yolu görüntüleme yöntemleri olduğundan, yapılacak fiziki muayeneler eşil edebilecek durumları ekarte etmek içindir. Gut hastalığı ve çeşitli romatizmal hastalıklar gibi sistemik hastalıklar artan kalsifikasyon riski ile ilişkili olduğunda dikkat edilmelidir.
Kalsifik tendinopatili hastalarda beklenen hasta şikayetleri şunlardır:
  • Gece uykudan uyandıran ağrı
  • Sürekli hafif ağrı
  • Aktif eklam hareketleri ile ağrı önemli ölçüde artar
  • EHA’nda azalma veya eklem hareketlerinde sertlik hissi
  • Suboksipital bölgeye veya parmaklara doğru yayılan ağrı

Tedavi

 
Ratotör cuff kalsifik tendinopatisi için literatürde farklı tedavi seçenekleri karşımıza çıkmaktadır. Tıbbi tedavisinde genellikle kalsiyum birikiminin cerrahi yöntemlerle veya vücudun doğal kalsiyum emilim süreçlerini aktive ederek tedavi etmeye çalışılır. 
1.5 cm’den büyük kalsiyum depolarının iğne ile aspirasyonu ayakta kolayca uygulanabilir. Bu tedavide 2 yıla kadar süren olumlu sonuçları gösteren kanıtlar da mevcuttur. Bu işlem ultrason eşliğinde lokal anestezi yöntemi ile yapılır. Bu yöntemin en etkili olduğu hasta grubu akut faz dönemindeki hastalar üzerinde olduğu gösterilmiştir. Kronik evreye doğru kalsiyum tortuları aspire edilemeyecek kadar katı kıvama geleceğinden tedavide istenen sonuçlar elde edilemeyebilinir.
Kronik dönemde, kalsifik tendinopatinin en iyi tedavi seçeneği bazı araştırmacılar tarafından artroskopik eksizyonu olarak gösterilmektedir. Herhangi bir akut yaralanmada olduğu gibi, cerrahi sonrası çıkarılamayan küçük kalsiyum tortularının vücudun kalsiyum rezorpsiyon sistemi aktive olacağından dolayı, cerrahi işlem geriye kalan tortuların yok edilmesine katkıda sağlayacağı fikri sunulmuştur. Ayrıca cerrahide tip 3 akromiyon gözlenmiyorsa akromiyoplastinin gerek olmadığına inanılmaktadır. 

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon 

 
Kalsifik tendinopatinin potansiyel etkili bir tedavisi olarak ESWT kullanımını destekleyen kanıtlar vardır. Bu yöntem, kalsifikasyonu kırmak amacıyla etkilenen bölgeye yüksek frekanslı ses dalgaları uygular. Araştırmalar bu yöntemin kalsiyum emilim sürecini aktive ederek, tortuyu ortadan kaldıracağını vurgulamaktadır. ESWT tedavisi ağrılı olabilmektedir. Ancak yapılan çalışmalar bu yöntemin hastanın tolere edebileceği en yüksek frekansta en etkili olduğunu göstermektedir. ESWT, orta vadeli etkinliği ve minimum komplikasyon riski nedeniyle iyi bir tedavi seçeneğidir. Ancak ESWT’nin geçici kemik iliği ödemi ve humerus başı nekrozu gibi komplikasyonlara neden olabileceği de unutulmamalıdır. Yapılan çalışmalarda ESWT’nin kısa ve orta vadede olumlu sonuçlar gösterdiği ancak uzun vadede kesin olarak pozitif sonuçlar gösterememiştir.
RSWT, kalsifik tendinit tedavisinde kullanılan başka bir tedavi şeklidir. ESWT’ ye benzer. Yapılan çalışmalarda kısmi olarak tortuda rezorpsiyon ve ağrıda azalma gösterse de uzun vadede tıpkı ESWT gibi etkinliği kanıtlanmamıştır. 
Yapılan şok dalga tedavileri hastalarda omuz fonksiyonlarını arttırdığı, ağrıda azalma sağladığı ve kalsifikasyonun çözülmesinde etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca bu sonuçlar tedaviyi takip eden 6 ay boyunca korunmuştur. 
 

Hazırlayan: Uzm. Fzt. Nuri Sengir

Kaynaklar:
AD CARLI ve ark. Calcific tendinitis of the shoulder. Joints, 2014 Jul-Sep; 2(3): 130–136.
https://www.physio-pedia.com/Calcific_Tendinopathy_of_the_Shoulder
Lam, F, Bhatia, D, K, J.F. de Beer. Modern management of calcifying tendonitis of the shoulder. Current Orthopaedics; 2006, 20, 446–452.
Cacchio A, Paoloni M, Spacca G, et al. Effectiveness of radial shock-wave therapy for calcific tendinitis of the shoulder: single-blind, randomized clinical study. Physical Therapy [serial online]. May 2006;86(5):672-682.

Daha Fazla Oku: Omuz Sıkışma/İmpingement Sendromunda Hangi Tedaviler Etkindir?