Spastisite

Spastisite serebral palsi, mulipl skleroz, kafa yaralanmaları, inme ve spinal kord yaralanmaları gibi birçok nörolojik durumda görülür. Günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Spastisitenin ayakta durmak, yürümek gibi bazı durumlarda pozitif etkileri vardır. İyi yönetilmemiş spastisite kas kısalması ya da kontraktürlere sebep olabilir. Spastisite ile ilgilenirken üst motor nöron sendromunun bir komponenti olduğu unutulmamalıdır. Kas kuvvetsizliği, postür bozukluğu gibi diğer semptomlar da görülebilir ve bu semptomlar da kişinin fonksiyonelliğini etkileyebilir. Tedavide sadece spastisiteyi azaltmaya değil, kişinin fonksiyonelliğini artırmaya yönelmek daha doğru bir yaklaşımdır.
EUSPASM adlı Avrupalı bir grup spastisiteye güncel bir tanım getirmiştir:

“Spastisite, üst motor nöron lezyonundan kaynaklanan, kasların aralıklı veya sürekli istemsiz aktivasyonu şeklimde görülen, bozulmuş sensorimotor kontroldür.”

Bu tanım eski tanımlara göre klonus ve spazmları da içermektedir.

Klonus ve spazmlar:
Klonus, ritmik bir kasılma paternidir. Saniyede birkaç kez meydana gelir ve kas ani bir esneme gösterebilir. Genellikle bacak kaslarında dorsifleksiyona yanıt olarak gastrocnemius ve soleus kaslarında görülür. Spazmlar fleksör çekilme refleksi gibi disinhibite polisinaptik reflekslere bağlı oluşabilir. Bu refleks ayağına sivri bir cisim battığında kişinin ayağını çekmesi gibi, insanlarda görülen normal bir reflekstir. 

Değerlendirme:
Spastisiteyi değerlendirmeden önce, kişinin harekete karşı oluşturduğu direnci, güçsüzlüğünü ve kontraktürü değerlendirmek gerekir. Spastisitenin kişinin üzerindeki pozitif ve negatif etkilerine bakarak, ortadan kaldırılmaya gerek olup olmadığını düşünmek gereklidir. 

Spastisite ile başa çıkma:

Her durumda olduğu gibi, ilk sırada hasta eğitimi gelmektedir. Kişiye spastisitenin ne olduğu, spastisiteyi tetikleyen faktörler ve bununla nasıl başa çıkacağı öğretilmelidir. Örneğin kişiye rutin olarak esneme egzersizleri yapması önerilebilir çünkü bu egzersizler konnektif doku, kaslar ve eklemlerdeki viskoelastik değişiklikleri minimize etmeyi ve kontraktür oluşumunu engellemeyi hedefler. 

Ayakta durma:

Ayakta durma pasif eklem hareket açıklığı, spastisite, mesane ve bağırsak fonksiyonları, psikolojik iyi olma hali ve nörofizyolojik değerlerde iyileşme sağlar.

Aktif hareket:

Eğer mümkünse, gücü arttırmak, hareket paternlerini yeniden öğretmek ve kardiyovasküler sağlığı geliştirmek için aktif egzersiz yaptırılmalıdır.

Pasif hareket ve germe egzersizleri:

Pasif hareket aktif hareket mümkün olmadığında kullanışlıdır. Pasif hareket ve germe sayesinde kontraktür oluşum riski azaltılır ve kas uzunluğunu kontrol altında tutar.

Pozisyonlama:

Hareketler yapıldıktan sonra kişinin spastisitesi ya da spazmları yüzünden oluşturduğu tipik postürden kaçınması için uygun pozisyonlama çok önemlidir.

Farmakolojik tedavi:

Genel spastisite için genellikle botulinum toxin veya intratekal baclofen ve phenol kullanılır. Bunlardan botulinum toxin en sık kullanılanıdır. Önemli olan botox ile fizyoterapi de uygylanması. Böylece maksimum fayda elde edilebilir.


Hazırlayan: Fzt. Burcu Zehra Sivri

Referanslar:
Stevenson, V. L. (2010). Rehabilitation in practice: spasticity management. Clinical rehabilitation, 24(4), 293-304.
Thompson, A. J., Jarrett, L., Lockley, L., Marsden, J., & Stevenson, V. L. (2005). Clinical management of spasticity.

Daha fazla oku: İnmeli Hastalarda Stabil Zemin Egzersizi ile Titreşimli Zemin Egzersizi Etkileri Nasıldır?

Özet

“Spastisite, üst motor nöron lezyonundan kaynaklanan, kasların aralıklı veya sürekli istemsiz aktivasyonu şeklimde görülen, bozulmuş sensorimotor kontroldür.”