Otoinflamatuar Hastalıklar ve Fizyoterapi

Otoinflamatuar hastalıklar doğal immün sistemin regülasyonundaki yetersizlik sonucu otoantikor veya otoreaktif T hücrelerini içermeden oluşan (otoimmün hastalıklardan farklı olarak), sistemik inflamasyonla karakterize genetik rahatsızlıklardır. Kas- iskelet sistemi bulguları olan hastalar için ağrıyı gidermek ve yaşam kalitesini arttırmak için fizyoterapi ve rehabilitasyon önemli bir role sahiptir. Ülkemizde de sıkça görülen bazı otoinflamatuar hastalıklar ve özellikleri kısaca tablodaki gibidir:




Otoinflamatuar hastalıkların bulguları; kronik eklem ağrısı, eklem sertliği, deformiteler, ilaçlardan ya da hastalığın kendisinden kaynaklanan kardiovasküler dekondüsyon, zayıf endurans ve güçsüz kaslar olabilir. Hastalar genelde ağrı, yetersiz egzersiz kapasitesi ve güçsüz kaslar yüzünden yüzüstü pozisyonda yatarlar.

Fizyoterapi ve rehabilitasyon ağrı ve sertliği azaltma, deformiteleri önleme, dokuların iyileşmesini sağlama ve fonsiyonelliği arttırma açısından çok önemlidir.

Hasta Eğitimi: Hasta eğitimi hastalığın sonuçlarını yönetmek için gereken birincil girişimdir. Hastaya psikolojik durumunu ve fonksiyonelliğini iyileştirecek yorgunluk yönetimi, uyku hijyeni eğitimi, ağrı rahatlatma teknikleri, gevşeme eğitimi verilir.

Yardımcı Cihazlar: Optimum ağrı kontrolü ve egzersiz terapisine rağmen tam fonksiyon kazanılmayabilir. Bazı durumlarda fonksiyonelliğin kazanılması uygun yardımcı cihazın kullanılmasına bağlıdır. Baston, koltuk değnekleri, walker, ayak bileği ortezleri / breysleri ambulasyon potansiyelinin fark edilmesine yardımcı olabilir.

Termoterapi: Termoterapi, soğuk ve sıcak ajanları ya da kontrast banyolarına daldırıp batırma tekniklerini içerir. Lokal soğuk uygulamalar (cold packs, buz masajı, soğutucu sprey), sıcak uygulamalar (hot packs, parafin, infraruj) ve derin ısı uygulamaları (kısa dalga diatermi, ultrason) ağrıyı ve eklem sertliğini azaltır. Basit bir kural olarak, kronik ağrı ya da inflamasyonda sıcak ajanlar kullanılırken akut ağrılar soğuk ajanlara daha iyi cevap verir. 

Uygulama süresi günde 20-30 dakikadır ve çoğu ev uygulaması için reçete edilir. Kontrast banyolar inflamasyonu, şişliği, ağrıyı ve eklem sertliğini azaltır. 

Parafin ve infraruj uygulamaları egzersizle kombine edilirse kısa dönemde ellerdeki artritlere daha fazla etki eder. Termoterapi egzersiz öncesi ağrıyı kontrol altına alarak hastayı egzersize hazırlar.

Hidroterapi: Sıcaklık ve antigravite etkisinden dolayı hidroterapinin egzersizi ve ambulasyonu kolaylaştırıcı etkisi vardır, özellikle büyük eklem artritlerinde.

Egzersiz aerobik, dirençli ya da germe şeklinde yapılabilir.  Hidroterapinin karada yapılan egzersizin etkilerine benzer etkileri vardır, ek olarak hastalara önemli psikolojik katkıları bulunur. 

Balneoterapi özel mineral içerikli termal banyoların medikal amaçlı kullanılmasıdır. Balneoterapinin amacı ağrıyı azaltmak, eklem hareketini arttırmak ve hastanın ruh halini iyileştirmektir.Falagas ve ark. çalışmasında balneoterapinin osteoartrit, romatoid artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, kronik bel ağrısı gibi hastalıklara iyi geldiğini gösterilmiştir.

Elektroterapi: 

TENS akut ve kronik ağrı için sıklıkla kullanılan bir modalitedir. TENS’in diğer terapilere cevap vermeyen kronik diz artriti ağrısına iyi geldiği kanıtlanmıştır.

Enterferansiyel akım ağrı tedavisinde kullanılan, derine penetre olabilme özelliği taşıyan bir akımdır. JIA’li hastalarda kronik ağrı kontrolü için kullanılabilir. 

Düşük yoğunluklu laser uygulaması ağrı kontrolü sağlayan bir diğer modalitedir. Romatoid artritli hastalarda sabah tutukluğunu dört haftaya kadar süreyle azaltır.

Terapötik US yüksek frekanslı mekanik vibrasyonlar ve termal etkisi ile ağrıyı ve  inflamasyonu azaltır. Aynı zamanda kas spazmını azaltır, kan dolaşımını arttırarak inflamatuar toksinlerin azalmasını sağlar. Derin dokuya penetre olarak elastisiteyi arttırır.

Terapötik Egzersiz: Karada ve suda yapılan egzersiz terapileri aerobik aktiviteler, esneklik, kuvvetlendirme, core stabilizasyonu ve denge egzersizlerini içermelidir. Artritli eklem çevresindeki kaslar her hafta %30 oranında kuvvet kaybı yaşarlar. Bu yüzden hastalar özellikle hastalığın erken dönemlerinde eklemlere yük bindirmeyen, yüzme ve bisiklet sürme gibi aktivitelere teşvik edilmelidir. Ataklar sırasında egzersizler gözetim altında ve ağrı sınırında yapılmalıdır. Egzersizlerin sıklığını ve süresini söylemek zordur, fakat hastanın en iyi hissettiği parametrelerde yapılması tavsiye edilir. Ağrı kontrolü egzersiz öncesinde sağlandığı gibi sonrasında da ağrılar rahatlatılmalıdır.

Terapötik germe egzersizlerinin amacı ROM’u artırmak ve kontraktürleri önlemektir. Germe programı ekleme en az stresi bindirecek şekilde oluşturulmalıdır.

Terapötik kuvvetlendirme egzersizlerinin amacı ise spesifik kas gruplarında enduransı ve kas kuvvetini arttırarak fonksiyonelliği arttırmaktır. 

Aerobik egzersizler sağlık için fiziksel uygunluğu iyileştirir, ağrıyı ve yorgunluğu azaltır, hastalığı alevlendirmeden fonksiyonel kapasiteyi arttırır. Gözetim altındaki grup egzersizleri, hastaların evde tek başına yaptığı egzersizlerden daha etkili bulunmuştur.

Klinik Çıkarım: Otoinflamatuar rahatsızlıklarda kas-iskelet sistemi bulguları ve azalmış yaşam kalitesi gözlenir. Fiziksel aktivite ve egzersiz otoinflamatuar hastalıkların tedavisinde kronik ağrıyı azaltmak ve fonksiyonelliği korumak noktasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yüzden bu hasta grubunda fizyoterapi ve rehabilitasyon elzemdir.

Hazırlayan: Ece Yüksel

Referans: Gurcay, E., & Akinci, A. (2017). Autoinflammatory Diseases and Physical Therapy. Mediterranean Journal of Rheumatology, 28(4), 183.


Özet

Bu makalenin amacı en yaygın otoinflamatuar hastalıklar için potansiyel fizyoterapi ve rehabilitasyon seçeneklerini ve prensiplerini açıklamaktır.

Otoinflamatuar Hastalıklar ve Fizyoterapi