Hastaların Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde İlk Olarak Fizyoterapistlerle Görüşmelerinin Sonuçları

Muskuloskeletal problemler toplumda tıbbi açıdan maluliyete sebep olan en önde gelen sağlık problemlerindendir ve İngiltere’de aile hekim muayenelerinin yaklaşık %14’ ünü oluşturur. Kas-iskelet sistemi ile ortaya çıkan sağlık hizmeti talebini karşılamak önemli bir yüktür ve bunun için önerilen çözümlerden bir tanesi de hastaların direk olarak fizyoterapistler ile görüşmesidir. Yapılan çalışmada bu görevi sürdüren fizyoterapistler, first contact physiotherapists (FCP) olarak adlandırılmıştır. 

First Contact Physiotherapists (FCP) Sağlık Bakım Modeli Nedir?


Fizyoterapistler bu ortamda; kas iskelet sistemi sağlık hizmetleri bakımını düzenleyen, hastaların sağlık hizmetlerine daha hızlı erişimini sağlayan ve pratisyen hekimlerin yükünü hafifleterek bağımsız bir şekilde çalışan sağlık meslek grubu olarak tanıtılmıştır. Bu alanda çalışan fizyoterapistler; karmaşık vakalar da dahil olmak üzere tüm kas-iskelet sistemi hastalarını değerlendirebilen, teşhis edebilen, tedavisini yürütebilen ve bu süreci yönetebilecek klinik becerilere sahip olan deneyimli klinisyenlerdir. Bu model, hastaların bir pratisyen hekimin ön değerlendirmesine gerek kalmadan, çoğunlukla kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları bulunan hastaların değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi için fizyoterapistlere doğrudan erişim sağlayan bir birinci basamak sağlık bakım modelidir. 

Yapılan kısıtlı çalışmalar FCP sağlık bakım modelinin değerini göstermiştir. Çalışmalardaki pozitif bulgular birkaç pragmatik hizmet değerlendirilmeleriyle desteklenmiştir. Bulgular arasında; klinik etkinlik, hasta ve personel memnuniyeti ve mali tasarruflar yer almıştır. Fizyoterapistlerin çoğu hastayı uygun şekilde bakım sağlayabildiği ve bu hizmetin hastalar ve pratisyen hekimler tarafından kabul edilebilir olarak görüldüğü öne sürülmüştür. Daha da önemlisi, yalnızca iki seans sonra hastalar rahatsızlıklarına yönelik öz bakım yöntemleri kullanılarak tedavileri yürütebilmişlerdir.

Bununla birlikte, FCP sağlık bakım modelinin hayata geçirilmesi için hem sabırlı hem de profesyonel bir bakış açısıyla kültürel bir değişime ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bu, hastanın ne zaman pratisyen hekim tarafından ne zaman bir fizyoterapist tarafından görülmesi gerektiğini kavramasıyla sağlanacaktır.

FCP'nin Değerlendirilmesi ve Metodoloji


Yapılan çalışmada, FCP sağlık bakım modelinin önceden planlanmış amaçlarına ve başarı kriterlerine göre değerlendirilebilmesi için Faz-3 değerlendirme yapılmıştır. Diğer amaçlar; 
  • Fizyoterapistlerin, pratisyen hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının program içerisindeki deneyimlerini ortaya koymak, 
  • Fizyoterapistlerin çalışma ortamlarıyla ilgili hasta eğitimi rolünü ortaya koymak, 
  • FCP bakım modelinin başarılı bir şekilde uygulanması önündeki engelleri ve kolaylaştırıcı faktörleri belirlemek,
  • FCP bakım modelinin ölçeklenebilirliğini ve başarılı bir şekilde uygulanması için önerilerde bulunmaktır. 

Çalışmanın değerlendirilmesi için, 5 farklı amaç doğrultusunda kategorilere ayrılarak 12 farklı başarı kriteri belirlenmiştir. Görüşmeler ve değerlendirmeler 2 aşamada yapılmıştır. Yapılan görüşmelerde 14 hasta, 8 pratisyen hekim, 10 fizyoterapist ve 6 idari personel dahil toplamda 39 katılımcı ile görüşülmüştür. Yapılan görüşmeler ses kaydına alınarak sonuçlar değerlendirilmiştir.



FCP Modeline İlişkin Önemli Sonuçlar


Çalışmanın sonuçlarına göre; pratisyen hekimler yapılan görüşmeler sonucunda, FCP hizmetine olan güveni ve FCP’ lerin yetkinliğini belirtmişlerdir. Ayrıca pratisyen hekimler FCP’ lerin genel uygulama iş gücüne katılmalarını olumlu karşılamışlardır. Bazı pratisyen hekimler FCP servisi alan hastaların memnuniyetine şahit olduklarını dile getirmişlerdir. Buna karşılık, uygulanan servisin pratisyen hekimlerin iş yüklerini hafifletmesi konusunda yetersiz kaldığı bazı fizyoterapistler tarafından dile getirilmiştir. Onlara göre aynı sürede ortalama bir pratisyen hekim 22 hasta görürken, fizyoterapistler ise sadece 2 hasta bakımı yapmışlardır. Yine de, FCP servisinin pratisyen hekimlerin iş yükünü azaltma potansiyeli olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bunun için bazı dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bunlardan ilki hastalıkların doğasından kaynaklanan farklı tanıların bir arada olabileceğidir. Örneğin bir hasta hem diz ağrısı hem de diyabeti hakkında birinci basamak sağlık kuruluşuna gidip hizmet talebinde bulunabilir. İkincisi ise hastaların bir rahatsızlık veya problemlerini öncelikle pratisyen hekime danışma beklentileridir. Son olarak da bazı hastaların fizyoterapistlerin rolünü ve mesleki uygulamalarını yanlış anlamalarıdır.

Genel olarak bu model pratisyen hekimlerin iş yüklerini azaltmasa da, fizyoterapistlerin kas iskelet sistemi becerileri ile hastalara iyi bir klinik kaynak sağladığı belirtilmiştir. Ayrıca pratisyen hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına destek ve beceri kazandırmıştır. Multidsipliner ekibin içerisinde görev alan fizyoterapistlerin hastalarda ve klinikte beraber çalıştığı diğer ekip üyeleri üzerinde farkındalık yarattığı düşünülmüştür.
  
Hastalarla yapılan görüşmelerde bazı hastalar, fizyoterapistlerin sağlık sorunlarına pratisyen hekimlere göre daha spesifik yaklaşımlarda bulunduğunu belirtmiş, ek olarak pratisyen hekim tarafından görüldükten sonra tekrar fizyoterapiste sevk edileceğini ve bunun zaman kaybı olduğunu ifade etmişlerdir. Hastalar fizyoterapistler tarafından elde ettikleri öz bakım ve ev egzersizi programlarını faydalı bulmuş ve kendi bakımını daha sonradan yardım almadan egzersizlere devam ederek sürdürdüğünü belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan hastalar, büyük bir çoğunlukla FCP hizmetlerinden memnun kaldığını belirtmişlerdir.

Fizyoterapistlerden çalışma öncesinde hastaların çalıştıkları işten kaynaklanan sorunlar üzerine tavsiye verilmesi istenmiştir. Hasta katılımcılarının çoğu, iş hayatları hakkında fizyoterapistlerden tavsiye aldıklarını ve bu tavsiyelerin faydalı olduğunu dile getirmiştir. 

Yapılan çalışmada her gruptan katılımcılar fizyoterapistlerin kas iskelet sistemi ile ilgili sağlık raporu düzenlemelerini uygun görmüşlerdir. Mevcut düzende fizyoterapistlerin yetki sahibi olmamaları katılımcılar tarafından ‘’garip’’ karşılanmıştır. Bazı pratisyen hekimler sağlık raporu değerlendirmesi yapmak için fizyoterapistlerden tavsiye aldıklarını belirtmişlerdir. Fizyoterapistlerin sağlık raporu vermesi gerektiği ve daha fazla yasal karar vermesi gerekliliği bildirilmiştir.

Fizyoterapistler bu modelde çalışmalarının kariyerleri açısından geliştirici ve tatmin edici yönlerinin olduğunu vurgulamıştır. Yapılan görüşmelerde özellikle fizyoterapistlerin bir klinisyen olarak hastalarla ilk karşılaşmalarından çok memnun kaldığı, hastalara daha hızlı ve onları yolun başındayken değerlendirmelerinin faydalarını dile getirmişlerdir. Bununla birlikte bu modelin bazı zorlukları da FCP’ ler tarafından öne sürülmüştür. Fizyoterapistler risk yönetimi ve yetkinlik gereksinimleri konusunda gelişim ihtiyaçları olduğunu dile getirmişlerdir. 

Sonuç olarak, yapılan bu çalışmada tüm hizmet amaçlarında ve başarı kriterlerinde olumlu sonuçlar elde edilmiştir. FCP bakım modeli hem hastalar hem de sağlık çalışanları tarafından iyi karşılanmıştır. Bu bulgular, hizmetin güvenliliğini, kabul edilebilirliğini ve etkinliğini tanımlayan önceki çalışmaları desteklemiştir. 

Hazırlayan: Uzm. Fzt. Nuri SENGİR

Özet

Maluliyete sebep olan sağlık problemlerine ilişkin hizmet talebini karşılama yükünü hafifletmek amacıyla hastaların direk olarak fizyoterapistler ile görüştüğü first contact physiotherapists (FCP) modeline ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. Bu sağlık bakım modelinde pratisyen hekimin ön değerlendirmesi olmaksızın fizyoterapistlere doğrudan erişim sağlanabilmektedir. Model, bazı zorlukları bulunmakla birlikte hem hastalar hem sağlık çalışanları tarafından geliştirici ve tatmin edici bulunmasıyla fizyoterapistlerin yasal karar alanının genişletilmesi gerektiğini gösterir.

Hastaların Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde İlk Olarak Fizyoterapistlerle Görüşmelerinin Sonuçları