Koşu Biyomekaniğinin Yaralanmalara Etkisi

Sık görülen yumuşak doku yaralanmalarıyla ilişkili patolojik bir yürüyüş var mı?
Koşunun  popülaritesi giderek artmaktadır ancak buna bağlı kas-iskelet sistemi yaralanmalarındaki risk de artış göstermektedir. Koşucuların yaklaşık yarısının her yıl yaralandığı, % 25’inin ise herhangi bir zamanda yaralandığı bildirildi. Koşu ile ilgili yaralanmaların çoğu aşırı kullanım sonucu oluşur. Diz, ayak ve alt bacak en sık yaralanan bölgelerdir. Koşuya bağlı en sık oluşan yaralanmalar patellofemoral ağrı sendromu(PFPS), iliotibial bant sendromu(ITB), medial tibial stres sendromu(MTSS), aşil tendinopatisi(AT), plantar fasiit, stres kırıkları ve kas yaralanmalarıdır. Bu yaralanmaların çoğu yüksek tekrarlama oranına sahiptir. Koşuya bağlı yaralanmaların gelişimi ile ilgili birçok faktör olmasına rağmen anormal koşu kinematiğinin bu yaralanmalarda önemli bir rol oynadığı yaygın olarak kabul edilmektedir.

Bilimsel çalışmalar ne diyor?
Literatürdeki çalışmaların birçoğu, farklı koşu yaralanmalarıyla ilişkili benzer kinematik modellerin olduğunu bildirmiştir. Bu modellerin birden fazla anatomik yapı üzerinde artan strese yol açarak farklı bölgelerde yaralanmaların gelişmesine yol açması mümkündür. 

Bu çalışmaya fiziksel açıdan ve yaş olarak eşleşen, dahil edilme ve dışlama kriterlerine uygun 36 sağlıklı kontrol (15 erkek, 21 kadın) ve aşırı kullanıma bağlı en yaygın yumuşak doku koşu yaralanmaları olarak gösterilen PFP, ITBS, MTSS ve AT’li  18 kişilik 4 gruba ayrılmış 72 yaralı koşucu (28 erkek, 44 kadın)  dahil edilmiştir.  Kinematik veriler, daha önce yayınlanmış bir protokolü takiben toplam 9 anatomik segment izlenerek bireyler kendi koşu ayakkabılarını giyip 3,2 m/s hızda koşu bandında koşarken katılımcılardan toplanmıştır.  Hem ilk temastaki hem de orta duruş fazındaki kinematik parametreler analiz için seçilmiştir. Parametreler bu konuda yapılmış önceki araştırma raporlarına göre seçilmiştir. Her grubun ayak vuruşu paternleri belirlenmiştir. Yaralı koşucuların yaralanmış bacakları analiz edilmiştir. Kontrol grubundan ise sağ veya sol bacak, yaralı gruptaki sağ ve sol bacakların toplam dağılımıyla eşleşecek şekilde rastgele analiz edilmiştir.

Yapılan çalışma ilk temasta yaralı koşucuların önemli ölçüde daha fazla diz ekstansiyonu ve ayak bileği dorsifleksiyonu ile indiğini, orta duruş fazında ise yaralı koşucuların önemli ölçüde daha fazla öne gövde eğimine, kontralateral pelvik düşüşe(KPD) ve kalça addüksiyonuna sahip olduğunu göstermiştir.Gruplar arasında ayak vuruş paternlerinin dağılımında anlamlı bir farklılık bulunmadı. Kontralateral pelvik düşüş katılımcıların sağlıklı veya yaralı olarak sınıflandırılmasını öngören en önemli değişken olarak bulunmuştur. Daha da önemlisi, pelvik düşüşteki her bir derecelik artış için, yaralı olarak sınıflandırılma olasılığına % 80 artış olarak yansımaktadır.

Kontralateral pelvik düşüşün nedenleri ve klinik sonuçları nelerdir?
Kalça abdüktör kaslarının, özellikle de gluteus mediusun, pelvisin ve kalçanın frontal düzlem kinematiğini kontrol ettiği düşünülmektedir. Gluteus mediusun kuvvetinin veya nöromüsküler fonksiyonunun azalması frontal düzlemde pelvisi stabilize edememeye yol açarak kontralateral pelvik düşüşün artmasına neden olacağı düşünülebilir. KPD bir dizi farklı mekanizma aracılığıyla alt ekstremitenin doku stresini etkileyebilir. Artan KPD’nin iliotibial bant geriliminde artışa neden olduğu ve bu artışın patellanın yana doğru yer değiştirerek patellofemoral eklem stresinde bir artışa yol açtığı  ve böylece PFAS gelişimine neden olduğu düşülmektedir. Alt ekstremitede artmış KPD, diz eklemi merkezine göre yer reaksiyon kuvvetinde içe doğru bir kaymaya neden olacaktır. Bu, MTSS veya AT’nin geliştirilmesine katkıda bulunabilir. 



Yaralı koşuculardaki artmış diz ekstansiyonu ve ayak bileği dorsifleksiyonu neyi etkiler?
Diz ekstansiyonunda patella, erken duruş sırasında patellofemoral temas alanlarını ve eklem stresini etkileyebilecek yanal eğim ve yer değiştirmeye karşı savunmasız hale gelir. Ayrıca daha büyük ayak bileği dorsifleksiyon açılarının yanı sıra, kütle merkezi ile ayak arasındaki diz ekstansiyonu nedeniyle oluşan daha uzak mesafe diz eklemine binen yükü artırır.

Yaralı koşucularda artış gövde öne eğiminin nedeni ne olabilir?
Olası bir mekanizma olarak kalça ve sırt kaslarının azaltılmış kuvvet kapasitesi, yaralı koşucuların dik bir koşu postürünü koruyamaması ile sonuçlanabilir.


Klinik Çıkarımlar
●Bu çalışmada tanımlanan tüm kinematik parametreler 2 boyutlu yürüyüş analizi yöntemleri kullanılarak kolayca görselleştirilebilir ve bu sayede değerlendirilerek yaralanma oranlarının azaltılması için rehabilitasyon çalışmalarına başlanabilir.
●Yaralanmalara neden olan kinematik durumların çoğu, yeniden yürüyüş eğitimi yoluyla değiştirilebilir.
● Bu çalışmanın belirli sayıda yaygın yumuşak doku yaralanmaları ile sınırlı olduğunu ve bu nedenle bu sonuçların plantar topuk ağrısı, stres kırıkları ve kas gerilmeleri gibi diğer yaralanmalar için geçerli olmayabileceğini belirtmek de önemlidir.

Hazırlayan: Fzt. Cansu Akkuş

Referanslar: Bramah C. et al (2018) Is There a Pathological Gait Associated With Common Soft Tissue Running Injuries? The American Journal of Sports Medicine 1–9


Daha fazla oku: Farklı Vuruş Paternlerine Sahip Koşucular Arasındaki Plantar Yüklerin Karşılaştırılması

Özet

Koşuya bağlı yaralanmaların gelişimi ile ilgili birçok faktör olmasına rağmen anormal koşu kinematiğinin bu yaralanmalarda önemli bir rol oynadığı yaygın olarak kabul edilmektedir.Bu çalışmada da koşu biyomekaniğinin yaralanmalara olan etkisi özetlenmiştir.

Koşu Biyomekaniğinin Yaralanmalara Etkisi