Propriosepsiyonu geliştirmek için kullanılan klinik uygulamalar nelerdir? 1.kısım

Öncelikle propriosepsiyondaki değişiklerin nelere bağlı gelişmiş olabileceğini değerlendirmeliyiz. Muskuloskeletal yaralanmalar sonrasında oluşan ağrı, ödem ve yorgunluk gibi durumlar hesaba katılarak manuel terapi, yumuşak doku teknikleri, bantlama, breysleme gibi uygulamalardan faydalanabiliriz. Egzersiz terapi ise propriosepsiyonun geliştirilmesinde hayati öneme sahiptir. Her aktif egzersiz temelde, afferent impulsların oluşmasını sağlar ve eklem, kas ve tendon mekanoreseptörlerinden merkezi sinir sistemine bilgi aktarılması sebebiyle “propriseptif çalışma” olarak düşünülebilir. Genel olarak egzersiz terapi, fizyolojik ve fiziksel karakteristiği geliştirmek için bir hedefe yönelik, tekrarlı hareketlerden oluşturulan antrenman programıdır. 

Konu ile ilgili bilimsel çalışmalar ne diyor?
Propriosepsiyonu etkileyen egzersiz programlarına bakıldığı zaman aktif eklem pozisyonlama egzersizleri,kuvvet eğitimleri,koordinasyon çalışmaları,kas performans çalışmaları,denge eğitimi,pliometrik aktiviteler ve vibrasyon çalışmalarını görmemiz mümkündür.Bu eğitimlerin tümünü tek tek ele alacak olursak;

Aktif eklem repozisyonlama egzersizleri 


Yaralanma mekanizmalarında spesifik eklem hareket açısı aralıkları önemlidir. Örneğin temassız ayak bileği yaralanmaları genelde 9-12 derece plantar fleksiyonda, diz yaralanmaları 10-60 derece diz fleksiyonunda, omuz yaralanmaları aşırı eksternal rotasyonda meydana gelmektedir. Bu durumda eklem hareket açıklığındaki pozisyon hassasiyeti ile proprioseptif defisit arasında ilişki kurulabilir. Bu egzersizler belirlenen bir başlangıç açısı ve hedef açısı arasında bu değerlere en yakın pozisyonlarda kısa bir süre bekleyerek yapılan egzersizlerdir. Açık ve kapalı kinetik egzersizler olarak planlanabilir.

Kuvvet algı çalışmaları
Kuvvet ve eforun algılanması, belirli bir kas grubunun belirlenen bir kuvvet altında belirlenen bir zaman periyodunda çalıştırılması ile gerçekleştirilebilir. Örneğin kronioservikal fleksör çalışması bir basınçlı biofeedback ünitesi ile gerçekleştirilebilir.

Koordinasyon
Koordinasyon birçok farklı kasın aktivasyonunun kontrolü ile hepberaber tek bir fonksiyonel bir üniteymiş gibi hareket ettirilmesini sağlayan bir süreçtir. Bu süreçte, farklı vücut parçaları spesifik hareket paternlerine entegre olur. Boyun hareketi sırasında spesifik göz-baş-boyun koordinasyonu,eliptik bisiklette ayak-bacak-uyluk koordinasyonu, kranioservikal fleksör çalışmaları gibi çeşitli koordinasyon egzersizleri, omurga ve ekstremitelerdeki propriosepsiyonu geliştirir.

Kas performans çalışmaları
“Kas performansı” veya “kas kuvveti” harekete, yüklenmeye veya yoğunluğa bakılmaksızın kasın güç oluşturabilme yeteneğidir. Boyun ağrılı hastalarda kontrollü baş kaldırma egzersizleri, vücut ağırlığı veya serbest ağırlık ile skapular ve glenohumeral anizometrik kuvvetlendirme egzersizleri, ayak bileği instabilitesi olan atletlerde genel ayakbileği elastik dirençli kuvvetlendirme egzersizleri propriosepsiyonu arttırmaktadır.

Özet

Propriosepsiyon duyusal-motor kontrol açısından önemlidir ve ağrı, efüzyon, travma ve yorgunluk gibi durumlara bağlı etkilenebilir. Bu çalışmanın amacı, literatürde yer alan propriosepşını etkileyebilecek belirli egzersiz tiplerini ele almaktır.

Propriosepsiyonu geliştirmek için kullanılan klinik uygulamalar nelerdir? 1.kısım