İçeriğe Atla
0 542 149 69 29
fizyodemi@fizyodemi.com
Giriş Yap / Kayıt Ol
Şimdi Başvur
FizyodemiFizyodemi
  • Kategoriler
    • Geriatri WS
    • Lenfödem & Onkoloji WS
    • Nöroloji
    • Öne Çıkanlar
    • Ortopedi
    • Ortopedi WS
    • Pediatri
    • Pediatri WS
    • Pelvik Sağlık
    • Pelvik Sağlık WS
  • Giriş Yap
  • Hesabım
  • Kurslar
    • Sertifikalı Eğitimler
    • Atölyeler
    • Yüz Yüze
  • Webinarlar
    • Webinar Arşivi
    • Yaklaşan Webinarlar
  • Kütüphane
    • E-Kitaplar
    • Blog
  • Hakkımızda
    • Fizyodemi ile Tanış
    • Eğitmenler
    • İçerik Ekibi
    • Sık Sorulan Sorular
  • Sepet
0
No products in the cart.
FizyodemiFizyodemi
  • Giriş Yap
  • Hesabım
  • Kurslar
    • Sertifikalı Eğitimler
    • Atölyeler
    • Yüz Yüze
  • Webinarlar
    • Webinar Arşivi
    • Yaklaşan Webinarlar
  • Kütüphane
    • E-Kitaplar
    • Blog
  • Hakkımızda
    • Fizyodemi ile Tanış
    • Eğitmenler
    • İçerik Ekibi
    • Sık Sorulan Sorular
  • Sepet
Nöroloji

Migren ve fiziksel egzersiz arasındaki ilişki

  • 1 Mayıs 2023
  • Yorum 0

Migren ve fiziksel egzersiz arasındaki ilişki

Migren, Avrupa nüfusunun yaklaşık%15’ini etkileyen en yaygın nörolojik

hastalıktır. Genellikle baş

ağrısı fiziksel aktivite ile ağırlaşır. Dahası, migren, iş ve sosyal hayattan devamsızlığı

ve toplumdan sosyal izolasyon sonucu kopmaya neden olabilir. Ayrıca, kalp-damar hastalıkları

için risk faktörüdür. 

 

Fiziksel egzersiz ve migren

arasındaki ilişkiler – epidemiyolojik kanıt

Varkey ve arkadaşları dünyanın en büyük epidemiyolojik

çalışmalarından birini yaptı. Bireyler kullanan Nord-Trøndelag Sağlık

Araştırması (HUNT), ileriye dönük ve kesitsel bir tasarım kullanarak iki bölüme

ayrıldı. Çalışmanın birinci bölümünde (1984–1986), baş ağrısı ve analjezik

ilaçsız olarak nitelendirilen toplam 22.397 katılımcı, egzersizle ilgili bir

anketi yanıtladı. On bir yıl sonra katılımcılar fiziksel aktivite ve baş

ağrısı ile ilgili bir ankete cevap verdiler. Fiziksel olarak aktif

bireyler, fiziksel olarak aktif olmayan kişilere göre daha az migren dışı baş

ağrısı rapor ettiler.

 

Migren atakları için tetikleyici bir

faktör olarak egzersiz – klinik kanıt

Chen ve arkadaşları 1963 adet adolesan

dönemdeki gençle bir araştırma yaptılar. Migren olan gençlerde migren olmayanlara

nazaran efora bağlı baş ağrısı çok daha fazla olduğu ortaya çıktı. Ayrıca bazı

migren hastalarında mide bulantısı ve kusma ortaya çıktığı için egzersiz yarı

da kesilmiştir. Ancak bu da şu soruyu akla getirmektedir: Ortaya çıkan bu baş

ağrısı sadece egzersizden oluşan baş ağrısı mı yoksa egzersiz migreni mi

tetikledi?

 

Migrenin akut durumundaki egzersiz

Bilgimiz dahilinde, neredeyse tüm çalışmalar, egzersizin profilaktik tedavi olarak

etkinliğini araştırmıştır. Egzersizde migrenin akut tedavisi olarak tanımlanan

veriler, prodromal evrede koşarak ataklarını bırakan auralı epizodik migreni

olan 43 yaşındaki bir Kafkasyalı kadına ait vaka raporları şeklindedir. Başka

bir vaka hikayesi, hızlı ve yoğun koşularla saldırıyı başarıyla durdurduğunu

bildirmiştir.

Araştırmacı, egzersiz etkinliğinin kan damarlarındaki makro mekanizma ve migren

atağına yol açan hormon dengesizliğini düzenleyen mikro mekanizma nedeniyle

olabileceğini öne sürdü. Klinik gözlemlerden hipotezleri doğrulamak için klinik

denemelere ihtiyaç vardır, bu tipte bir egzersiz bazılarında akut tedavi olarak

kullanılabilir.

 

Fiziksel egzersiz ile migren

arasındaki faydalı ve problemli ilişkilerde patofizyolojik açıklamalar /

mekanizma teorileri

1) Migren ataklarının egzersizle

tetiklenmesini açıklayan mekanizmalar

Nöropeptid hipokretinin işlev bozukluğu ile

başlayabiliriz. Hipokretin, hipotalamus tarafından üretilir uyku ve uyarılmanın

düzenlenmesinde rol oynar. Migren hastalarında hipokretinlerin çeşitli

işlevleri bozulmaktadır ve bunu sonucu da aşırı uykululuk, yiyecek istekleri,

esneme ve yorgunluk gibi migren atağı öncesinde görülen premoni semptom

patofizyolojisi görülebilir. Hastalar sıklıkla uykunun migren atağını

keseceğini söylemektedir. Buna ek olarak çalışmış olduğumuz triatletlerde

hipokretin seviyesi değişmiş ve rahatsız uyku bildirilmiştir. Bu nedenle,

kuvvetli egzersiz, hypocretin yolunun etkisiyle saldırıları teorik olarak

başlatır

Laktat kaynaklı olumsuz enerji metabolizması : Anaerobik

egzersizin yan ürünü laktattır. Manyetik rezonans spektroskopisi, yüksek migren

sıklığının artmış beyin laktat seviyeleri ile ilişkili olduğunu göstermiştir

CGRP kalsitonin ile ilişkili bir nöropeptid olup, santral ve periferik sinir

sisteminde yaygın olarak bulunan sinir yollarının damar genişlemesi ve duyusal

iletimi ile sonuçlanmasına yol açar.  Ağrılı

durumlarda artar ve migren atakları sırasında salıverilir.

Egzersiz sırasında, CGRP seviyeleri yükselir ve geç

başlangıçlı kas ağrısındaki artmış ağrı ile CGRP seviyesinin ilişkili olduğuna

inanılır. CGRP seviyesi migren hastalarında egzersiz sırasında ölçülmemiştir,

bu nedenle yoğun egzersiz programı uygulanan migren hastalarında eğer migren

tetiklenirse bunun nedeninin CGRP olabileceğini düşünülmektedir.

 

2) Akut migren ağrısının şiddetlenmesi için

mekanizmalar

Trigeminal sinirin perivasküler sinir afferentleri,

özellikle meninkslerde arterleri çevreler. Ayrıca trigeminal sinirin

perivasküler sinir afferentleri dokuyu hassaslaştıran pro inflamatuar

maddelerin salınıma yol açabilir. Migren atağı trigeminal siniri uyarır böylece

dokulardaki sensitizasyon artar. Bu nedenle, normal koşullar altında bile

algılanmamış normal nabızlar, migren atağı sırasında ağrı olarak yaşanabilir. Bu

durumda, kalp atış hızını ve / veya arter akışını artıran her aktivite,

hastalar tarafından zonklayan ağrı olarak artan nabızlara neden olur.

Gerilim tipi baş ağrısı olanların aksine, migren

hastalarının çoğu, migren ağrıları sırasında rutin fiziksel aktiviteden

kaçınırlar ancak ital boğulma ile arteryel nabız arasında geçici bir ilişki

bulunmaması, meningeal arteryel nabzın ağrı şiddetlenmesinde küçük bir rol

oynadığını gösterir.

 

3) Migrende egzersizin terapötik etki mekanizmaları

Endojen opioidler ağrıyı module eder. Migren öncesi kişilerde bir ağrı

oluşmadığı için endojen opioid seviyesi düşüktür. Migren atak şeklinde

gerçekleştiği için atak sırasında yeterli seviyeye

ulaşmaz ve bu yüzde dolayı kişi ağrı hisseder. Endojen opioidlerin seviyesi

ancak atak sonrasında yeterli seviyeye ulaşır.Egzersiz

sonrası beta-endorfin oluşması için anaerobik eşiğin aşılması gerekir. Daha

düşük yoğunluklu bir egzersizle programa devam edilirse egzersizin süresi 50

dakikaya kadar uzayabilir. Beta-endorfin, ön hipofiz tarafından üretilir. Ön ve

postsinaptik opioid reseptörlere bağlanarak analjezi sağlayan bir endojen  opioiddir.

Periferik sinir sisteminde, P maddesinin salınımını engellediği ve böylece ağrı

yollarının iletimini azalttığı görülürken, merkezi sinir sisteminde GABA

salınımını engellemek için presinaptik etki gösterir. Bu hareketle ilişkili

olarak aşırı dopamin üretimine neden olur.

Migren hastalarında sağlıklı kişilerle yapılan

kontrollere kıyasla beta-endorfin seviyelerinin daha düşük olduğu bulunmuştur.

Yapılan incelemelerde bu opioidin, kronik migren hastalarında daha da düşük

olduğu bulundu. Yapılan incelemeler gösterdi ki beta endorfin seviyesini

egzersizin arttırdığı bulunmuştur.

Köseoğlu ve arkadaşları, migren hastaları üzerinde bir

çalışma yaptılar.Çalışma şu şekildeydi: hastalardan egzersiz yapmaları istendi

ancak egzersiz migrenin olmadığı baş ağrısının oluşmadığı zamanlarda yapıldı ve

maksimum kalp hızının %60-80ine çıkıncaya kadar devam edildi. 6 hafta süren bu

çalışmada hastalardan haftada 2-3 kez 40-50 dakika süren egzersiz yapmaları

istendi. Bu çalışmayı aura hastalığı olmayan 40 kadın üzerinde yaptılar.

Beta-endorfin seviyeleri, egzersiz programından önce ve sonra çekildi. Egzersiz

sonrası seviyenin egzersiz öncesine kıyasla iki katına çıktığı görüldü.

Egzersiz, beta-endorfinin artmasıyla sonuçlandı, bu da şunu göstermektedir ki

egzersiz yapan bireylerde daha az baş ağrısı ortaya çıkabilir.

Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), nöronların

büyümesinde, farklılaşmasında ve hayatta kalmasında rol aldığı düşünülen büyüme

faktörleriyle ilgili bir polipeptittir. BDNF’nin trigeminal ganglion

nöronlarından salınması, CGRP gibi inflamatuar mediatörler tarafından

indüklenir ve nöral yolakların değişmiş yol haritası ile sonuçlanır. Serum BDNF

seviyesinin migren atakları sırasında interiktal döneme göre istatistiksel

olarak daha yüksek olduğu görülmüştür.

Migren atağı sırasında BDNF seviyesinin yükseldiği görülmüştür

ve BDNF’ nin merkezi sensitizasyonu arttırdığı bununda ağrı yollarını

etkilediği böylece ağrını sürekli hissedildiği düşünülebilir. Deneklerde BDNF seviyesinin egzersiz sonrası

arttığı görülmüştür.

Egzersiz sonrası yüksek BDNF seviyelerinin, nöronal kaybı önlediği ve hayvan

çalışmalarında bilişsel işlev üzerinde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Beta bloker ve anjiyotensin-2

inhibitörleri, migren için profilaksi olarak kullanılabilir.

Noradrenerjik nöronların locus coeruleustan nöronal ateşlemesinin azaltılması,

GABA’nın periaqueductal gri maddeden ateşlenme oranının düzenlenmesi ve bazı

serotonin reseptörlerinin tıkanması dahil olmak üzere çok sayıda eylem modu öne

sürülmüştür. Bununla birlikte, kalp debisini ve kan basıncını azaltarak düzenli

bir kan basıncını muhafaza ederken, bu profilaktikler, migren hastalarının

serebral vazoreaktivitenin otonomik kontrolünü engelledikleri bilindiğinden

migren aktivitesini önleyebilir.  Egzersizin kan

basıncı ve kalp debisi değiştirdiği böylece migren üzerinde profilaktik bir

etkiye sahip olduğu kilit bir mekanizma olduğu düşünülebilir.

SONUÇ

Sonuç olarak, etkinlik, minimal yan etkiler, çoklu sağlık yararları ve maliyet tasarruflarının

bu kombinasyonu göz önüne alındığında, egzersiz programlarının migren yönetiminde

önemli olduğu görülmektedir.

Hazırlayan: Sefer Ali İnanıcı

  • Referans: Amin, F. M., Aristeidou, S.,

    Baraldi, C., Czapinska-Ciepiela, E. K., Ariadni, D. D., Di Lenola, D., …

    & Linde, M. (2018). The association between migraine and physical exercise. The journal of headache and

    pain, 19(1), 1-9.

Paylaş:
İşitsel Biyofeedback Sonrasında Dengenin Gelişimi Nasıldır?
Omuz Sıkışma Sendromunda Konvansiyonel Fizik Tedavi Yöntemleri ve Kinesio Bantlama Tedavisinin Etkinliğinin Karşılaştırılması

Ara

Kategoriler

  • Blog
  • Geriatri
  • Kardiyopulmoner
  • Nöroloji
  • Ölçekler ve Değerlendirme Araçları
  • Onkoloji
  • Ortopedi
  • Pediatri
  • Pelvik Sağlık
  • Romatoloji
  • Sporcu Sağlığı
  • Temel Bilimler
  • Tüm İçerikler
  • Uncategorized
Fizyodemi

Türkiye’nin fizyoterapi alanına özel ilk online platformu.

Adr: Nergiz 1671 sok. Karşıyaka / İzmir
WhatsApp: 0 542 149 69 29 
Email: fi*******@*******mi.com

Hizmetler

  • Fizyodemi ile Tanış
  • Sertifikalı Eğitimler
  • Atölyeler
  • Webinar Abonelik
  • E-Kitaplar
  • Blog

Kolay Erişim

  • İletişim
  • Kontrol Paneli
  • Sık Sorulan Sorular
  • Aydınlatma Metni
  • Çerez Kullanımı
  • Üyelik Sözleşmesi

Haberdar Ol

Gelişmelerden haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımız takip edin.

Icon-instagram Icon-facebook Icon-linkedin2 Icon-youtube Whatsapp
Copyright 2026 Fizyodemi | Developed By Myminiworks. All Rights Reserved
FizyodemiFizyodemi
Giriş YapKayıt Ol

Giriş Yap

Hesabın yok mu? Kayıt Ol
Şifremi unuttum

Kayıt Ol

Zaten bir hesabın varmı? Giriş Yap