Migren ve Fiziksel Egzersiz Arasındaki İlişki Nasıldır?

Treatment of Migraine

Migren, Avrupa nüfusunun yaklaşık%15'ini etkileyen en yaygın nörolojik hastalıktır. Genellikle baş ağrısı fiziksel aktivite ile ağırlaşır. Dahası, migren, iş ve sosyal hayattan devamsızlığı ve toplumdan sosyal izolasyon sonucu kopmaya neden olabilir. Ayrıca, kalp-damar hastalıkları için risk faktörüdür. 

Konu ile ilgili bilimsel çalışmalar ne diyor?

Fiziksel egzersiz ve migren arasındaki ilişkiler

Varkey ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada baş ağrısı ve analjezik ilaçsız olarak nitelendirilen toplam 22.397 katılımcı, egzersizle ilgili bir anketi yanıtlamıştır.On bir yıl sonra katılımcılar fiziksel aktivite ve baş ağrısı ile ilgili bir ankete cevap verdiler. Fiziksel olarak aktif bireyler, fiziksel olarak aktif olmayan kişilere göre daha az migren dışı baş ağrısı rapor ettiler.

Migren atakları için tetikleyici bir faktör olarak egzersiz

Chen ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada migren olan gençlerde migren olmayanlara nazaran efora bağlı baş ağrısı çok daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.

Migrenin akut durumundaki egzersiz

Bilgimiz dahilinde, neredeyse tüm çalışmalar, egzersizin profilaktik tedavi olarak etkinliğini araştırmıştır. Egzersizde migrenin akut tedavisi olarak tanımlanan veriler, prodromal evrede koşarak ataklarını bırakan auralı epizodik migreni olan 43 yaşındaki bir Kafkasyalı kadına ait vaka raporları şeklindedir. Başka bir vaka hikayesi, hızlı ve yoğun koşularla saldırıyı başarıyla durdurduğunu bildirmiştir.

Fiziksel egzersiz ile migren arasındaki faydalı ve problemli ilişkilerde patofizyolojik açıklamalar / mekanizma teorileri

1) Migren ataklarının egzersizle tetiklenmesini açıklayan mekanizmalar

Nöropeptid hipokretinin işlev bozukluğu ile başlayabiliriz. Hipokretin, hipotalamus tarafından üretilir uyku ve uyarılmanın düzenlenmesinde rol oynar. Migren hastalarında hipokretinlerin çeşitli işlevleri bozulmaktadır ve bunu sonucu da aşırı uykululuk, yiyecek istekleri, esneme ve yorgunluk gibi migren atağı öncesinde görülen premoni semptom patofizyolojisi görülebilir. Hastalar sıklıkla uykunun migren atağını keseceğini söylemektedir. Buna ek olarak çalışmış olduğumuz triatletlerde hipokretin seviyesi değişmiş ve rahatsız uyku bildirilmiştir. Bu nedenle, kuvvetli egzersiz, hypocretin yolunun etkisiyle saldırıları teorik olarak başlatır.

Laktat kaynaklı olumsuz enerji metabolizması: Anaerobik egzersizin yan ürünü laktattır. Manyetik rezonans spektroskopisi, yüksek migren sıklığının artmış beyin laktat seviyeleri ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

CGRP kalsitonin ile ilişkili bir nöropeptid olup, santral ve periferik sinir sisteminde yaygın olarak bulunan sinir yollarının damar genişlemesi ve duyusal iletimi ile sonuçlanmasına yol açar.  Ağrılı durumlarda artar ve migren atakları sırasında salıverilir.

Egzersiz sırasında, CGRP seviyeleri yükselir ve geç başlangıçlı kas ağrısındaki artmış ağrı ile CGRP seviyesinin ilişkili olduğuna inanılır. CGRP seviyesi migren hastalarında egzersiz sırasında ölçülmemiştir, bu nedenle yoğun egzersiz programı uygulanan migren hastalarında eğer migren tetiklenirse bunun nedeninin CGRP olabileceğini düşünülmektedir.

2) Akut migren ağrısının şiddetlenmesi için mekanizmalar

Trigeminal sinirin perivasküler sinir afferentleri, özellikle meninkslerde arterleri çevreler. Ayrıca trigeminal sinirin perivasküler sinir afferentleri dokuyu hassaslaştıran pro inflamatuar maddelerin salınıma yol açabilir. Migren atağı trigeminal siniri uyarır böylece dokulardaki sensitizasyon artar. Bu nedenle, normal koşullar altında bile algılanmamış normal nabızlar, migren atağı sırasında ağrı olarak yaşanabilir. Bu durumda, kalp atış hızını ve / veya arter akışını artıran her aktivite, hastalar tarafından zonklayan ağrı olarak artan nabızlara neden olur.

3) Migrende egzersizin terapötik etki mekanizmaları

Endojen opioidler ağrıyı module eder. Migren öncesi kişilerde bir ağrı oluşmadığı için endojen opioid seviyesi düşüktür. Migren atak şeklinde gerçekleştiği için atak sırasında yeterli seviyeye ulaşmaz ve bu yüzde dolayı kişi ağrı hisseder. Endojen opioidlerin seviyesi ancak atak sonrasında yeterli seviyeye ulaşır.Egzersiz sonrası beta-endorfin oluşması için anaerobik eşiğin aşılması gerekir. Daha düşük yoğunluklu bir egzersizle programa devam edilirse egzersizin süresi 50 dakikaya kadar uzayabilir. Beta-endorfin, ön hipofiz tarafından üretilir. Ön ve postsinaptik opioid reseptörlere bağlanarak analjezi sağlayan bir endojen  opioiddir

Periferik sinir sisteminde, P maddesinin salınımını engellediği ve böylece ağrı yollarının iletimini azalttığı görülürken, merkezi sinir sisteminde GABA salınımını engellemek için presinaptik etki gösterir. Bu hareketle ilişkili olarak aşırı dopamin üretimine neden olur.

Sonuç olarak, etkinlik, minimal yan etkiler, çoklu sağlık yararları ve maliyet tasarruflarının bu kombinasyonu göz önüne alındığında, egzersiz programlarının migren yönetiminde önemli olduğu görülmektedir.

Hazırlayan: Sefer Ali İnanıcı

Referans: Amin, F. M., Aristeidou, S., Baraldi, C., Czapinska-Ciepiela, E. K., Ariadni, D. D., Di Lenola, D., ... & Linde, M. (2018). The association between migraine and physical exercise. The journal of headache and pain, 19(1), 1-9.

Özet

Egzersiz ve migren arasındaki ilişki detaylı olarak ele alınmıştır.

Migren ve Fiziksel Egzersiz Arasındaki İlişki Nasıldır?